Artvin'den Haberler

“GÜLEN ÇOCUKLARIN KÖYÜ” AKDERE

Kemalpaşa’ya 4 kilometre mesafedeki Hemşin kültürünün hakim olduğu Akdere Köyü, geçmişin tüm özelliklerini koruyor

Ramazan Balcıoğlu

HOPA-Kemalpaşa’ya 4 kilometre mesafedeki Hemşin kültürünün hakim olduğu Akdere Köyü, geçmişin tüm özelliklerini koruyor. Eski zamanlardan kalma bu dağ köyünün çehresi, 2018’de turizme kazandırılacak “Ançavanat Hayalini Kurduğum Köy” projesiyle değişecek

Çiçeği burnunda yeni ilçemiz Kemalpaşa’ya bağlı bir dağ köyü Akdere. Memleketimin köylerini dolaşırken, her köyün kendine özgü kültürünü fotoğraflarken aklıma hep o köylerin çocukları takılır. Köyde çocuklar ve köpekler yoksa o köyün neşesi yoktur benim için. Artvin’in köylerini dolaşırken dikkatimi bu iki şey çeker… Ve fotoğraflarımda hep insan mutlaka vardır.

Kemalpaşa ilçe oldu!

Doğup büyüdüğüm beldem Kemalpaşa’nın ilçe olması sevindirdiği kadar endişelendirdi. En güzel yerlere artık insanlar ulaşacak ve insanın ulaştığı yerler de kirlenecek. Öyle olmuyor mu? Yaptığım işin turizme katkı sağlayacağını düşünürken, bunları ranta dönüştürecekler diye de korkuyorum. Cennet diye tabir edilen yerlerden biri de Kemalpaşa’ya 4 kilometre mesafede Akdere Köyü. Laz köyü olan Dereci Köyü’nden geçerek ulaşıyoruz bu köye. Akdere, Hemşin kültürünün hakim olduğu bir köy, geçmişin tüm özelliklerini koruyor.

Akdere ismi nereden geliyor?

Köyün ismini de aldığı derenin kenarından ilerliyorum. Köyde çocuk olmaz diye oğlum Mert ve yeğenim Ozan da yanımda. Köyün girişinde cins bir köpek karşılıyor beni. Göz göze geliyoruz, merhametli bakışımı yakalıyor sanki kuyruğunu hızlı sallamaya başlıyor. Köy gezimizi girişten itibaren dört canlı olarak sürdürüyoruz. Yaz olunca her bahçede birilerini mutlaka fasulye, kabak veya lahana toplarken görüyoruz.  “Kolay gelsin” diyerek hafif rampada yol alıyoruz. Köyün girişinde Çay Alım yeri meydanında çaylarını devlete satmak için kadınlar ve Gürcü işçiler doluşmaya başlamış. 15’e yakın Gürcü emekçi kardeşlerimiz, bizden birileri gibi davranıyor. Evlerde aileleri ile kalıyorlar, kaldıkları evin sahibinin çayını topluyorlar. Yol her evin önünden geçiyor adeta. Kıvrımlı yol alırken Akbıyık Nakliyat’ın sahibi Aslan Akbıyık’ın eşi Birsel Hanım karşılıyor. Yol üzerinde köyle ilgili bilgileri alıyorum. Köye 3 ay önce geldiklerini, herkesin artık şehirde evleri olduğunu, çocuklarının eğitimi için de büyük kentlere gidildiğinden bahsediyor. Kendi çay toplama işini bitirmiş etrafı topluyordu. Evini saran siyah üzümden iki salkım alarak ikramda bulundu. Müthiş lezzetlidir üzüm bu köyde.

Köyün ekonomisi çok güçlü!

İstanbul’da faaliyetlerini sürdüren, bünyesinde 400 kişi çalıştıran Çağrı Elektrik’in ortaklarından Fikret, Ali İhsan Akbıyık kardeşlerin evine varıyoruz. Bahçede anneleri Gülfikar ile karşılaşıyorum. Gülfikar anne domates, biber, fasulye, salatalık ve patlıcanları meydana dizmiş, önünde büyük bir tepside turşu hazırlıyor. Fotoğraf deklanşörüne basmadan edemiyorum, çok renkli bir kare. Yazın bu vakitlerinde dağ köylerinin en büyük özelliği her evde kışlıkların hazarlanma telaşının yaşanması. Evler birbirine yakın olduğundan komşuluk ilişkeleri en iyi şekilde gelişmiş. Gülfikar anne ile konuşurken bir üstteki komşusu Hanife Hanım seslenerek “Çayı burada içelim” teklifinde bulunuyor. Müsaade isteyerek ayrılıyorum Gülfikar annenin yanından. Hanife Hanım’ın evinin önü kurutulmak için serilmiş mısırlarla dolu. Az ötede ise evin üstünde ekilmiş lahanaları toplayan bir abla bize katılıyor. Köyün eski tadının kalmadığından yakınıyorlar. “Çocuklarımız artık az geliyorlar buralara, herkes eğitim ve iş peşine düştü. Parayı bulan şehirlerde evlerini alıyorlar, buralar onlar için nostaljik bir yer oldu” diyorlar. Katılmamak elde değil, köyde yaşlı kadınlar kalmış, birkaç çocuk, 3-5 inek ve Gürcü aileler.

Akdere şelalesi olağan hızıyla akmaya devam ediyor!

Köyün girişinden sola doğru giden bir yol sizi bu şelaleye ulaştırıyor. Son zamanlarda şelaleyi görmeye ve yüzmeye gelenlerin çokluğu köylüyü biraz tedirgin ediyor. Gelenler gençlerden oluşunca da şelale çevresi çöplerden geçilmiyor. Akdere Şelalesi özellikle 14-18 yaş grubunun eğlence alanı olmuş. Şelale 1 km. boyunca doğal küçük havuzlar oluşturmuş. Şelaleden atlayan çocuklar, yaklaşık 300 metre sonra çıkabiliyor. Artvin’deki diğer şelalelere benzemiyor, eğer burası SİT alanı ilan edilir, korumaya alınırsa ve Turizm Müdürlüğü yetkilileri turizme kazandırılması noktasında çalışmalar başlatılırsa, Kemalpaşa’da ilk kez bir yer turizm ile anılır diye düşünüyorum.

Köyde Tatil Köyü yapılıyor

Eski zamanlardan kalma bir köy görünümündeki Hemşin dağ köyünü turizme kazandırmak için Ercan Şimşek ve Recep Demirci’nin “Ançavanat Hayalini Kurduğum Köy” projesi 2018 yılında turizme kazandırılacak. Proje sahipleri, bu köye gelenlerin stresten arındıklarını ve orman evleri olursa herkesin burada kalmak istediklerini söylüyorlar. Akdere Şelalesi’nde 60 yaşlarında bir ihtiyar delikanlıya rastladım. Karadenizli olmadığı kesin, çünkü şelalede deniz mayosunu giymiş ve yüzme paletlerini takmış atlamayı bekliyordu. Kendi isteği ile fotoğrafını çekmedim. Ama güzel bir şey söyledi. “13 yıl önce geçirdiğim ağır kalp ameliyatına rağmen Azrail’le barıştım. By pass ameliyatının ardından kendimi doğanın kucağına attım. Tekrar yaşama döndüm. Yaşamın sırlarını doğada buldum. Doğa her şeyin ilacı” dedi. Benden söylemesi Akdere’yi duyan geliyor, siz hala nerdesiniz?